Türkiye'nin Nükleer Macerasından Kim Rahatsız? - EREĞLİ GENÇLİK - Blogcu



EREĞLİ GENÇLİK

24/5/2007 - Türkiye'nin Nükleer Macerasından Kim Rahatsız?

Türkiye'nin Nükleer Macerasından Kim Rahatsız?

Behiç Gürcihan
(Kıvanç Değirmenli)

 

Birileri Türkiye'nin nükleer macerasından rahatsız.

Uzun yıllar önce; İngiltere'nin koordinatörlüğünde Pakistan'la Türkiye arasında imzalanan özel anlaşmalarla başlayan bu nükleer birliktelik son yıllarda daha kamuya maledilen bir boyut kazanmaya başladı.

( Kenan Evren'le Pakistan Devlet Başkanı Ziya Ül Hak arasındaki o aşırı sevgi gösterilerini herkes "iki diktatörün aşkı" olarak yorumlardı ama nedense Türkiye'nin Pakistan Devlet Başkanları ile bu aşırı aşkı bugünde Müşerref ile sürüyor. Türkiye-Pakistan yakınlığını daha derinden incelemek isteyenlere romantik bir tüyo vermiş olalım)

Ertelene ertelene dünya ihale tarihine geçen nükleer santral ihalelerinde somut bir noktaya gelindi...

Daha sonra kamuoyuna İncirlik üssünde 60 tane nükleer bomba olduğu bilgisi sızdırıldı; bu gizli bilgi açık bilgi haline dönüştürüldü.

ABD ile Türkiye arasında 26 Temmuz 2000 tarihinde imzalanan ama bir türlü Bakanlar Kurulu'ndan geçmeyen "Nükleer Enerjinin Barışçıl Kullanımına İlişkin İşbirliği Anlaşması" ve ekindeki mutabakat zaptı 09 Temmuz 2006 tarihinde, yani anlaşmanın imzalanmasından tam altı ay sonra imzalandı. Bu anlaşma ile Türkiye'nin nükleer enerji macerası ABD'nin denetimine açıldı.

Tesadüfe bakın ki; aynı dönemlerde dünyadaki nükleer lobinin en güçlü şirketlerinden dünya devi General Electric ; Garanti Bankası üzerinden İstanbul semalarına yerleşti.

Türkiye'de nükleer santral kurulması ve işletilmesinin çerçevesini belirleyen yasa bir kaç gün önce 10 Mayısta sessiz sedasız TBMM'den geçti.

Bütün bunlar İran'ın nükleer macerasının dünya kamuoyunda yeni bir savaşın bahanesi olarak sahnelenmeye başladığı dönemde gerçekleşti.

Çok ilginçtir;

kitabının İngilizce'ye çevrilmesi ile ilgili olarak ABD'ye giden Zülfü Livaneli'yi Harvard'daki temasları sırasında oradaki "uzmanlar"

"Dünyada çalınmış 404 nükleer bomba var"

cümlesi ile tohumladılar ve bu tohum Türkiye'de Habertürk üzerinden kamuoyunda filizlendirildi.

Kamuoyunun "terörist nükleer bomba" korkusu tazelendi.

Dikkatinizden kaçmasın; 400 bomba değil, 497 bomba değil; 404 bomba denildi. 404'ün sembolük anlamını araştırmayı; bu yazının çerçevesini saptırmamak adına sizlere bırakıyorum.

Nükleer macerasını Anglo-Sakson "müttefiklerinin" gözetiminde ve denetiminde Pakistan üzerinden derinleştiren ve bugünlere gelen Türkiye'de son bir hafta içinde iki olay meydana geldi.

Biri;

İran'ın Tebriz kentine gitmek üzere Trabzon'dan havalanan iki kişilik özel bir uçağın enkazı; radardan kaybolduktan iki gün sonra Soğanlı dağlarında bulundu.

İngiliz pilot Mihiael Newman'ın kullandığı uçağın diğer yolcusu ise Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref'in emir subayı ve pilotu emekli general Zakaullah Bhangoo idi.

İçişleri Bakanı'nın "olay araştırılıyor. Sözkonusu kişiler izlenmekteydi" sözleri ; uçağın yolcularının niteliği konusundaki şüpheleri bir kat daha arttırdı.

İkinci olay ise bugün yaşandı.

Ankara Ulus'ta gerçekleştirilen bombalı saldırıda 6 kişi yaşamını yitirirken; onlarca vatandaşımız yaralandı.

Tesadüfe bakın ki; bu olayda da ölenlerden biri, yaralananlardan da dördü Pakistan'lı.

Ankara'da Savunma Sanayi fuarına katılmak için bulundukları sırada; insan trafiğinin çok yoğun olduğu, dolayısı ile takip-karşı takip operasyonları için ideal bir coğrafya sağlayan Ulus'ta bir intihar saldırısının kurbanları arasında yeraldılar.

Bir hafta ara ile Türkiye; 6 Pakistanlının ölümü ile sonuçlanan iki kritik olaya sahne oldu.

Bu sahneyi anlamlandıran iki ayrıntı daha mevcut.

Biri ; bu eylemin Edip Başer'in görevinden alınması ile ilgili yaptığı basın toplantısı ile aynı güne denk gelmesidir.

İkincisi ve daha anlamlısı ise; Yaşar Büyükanıt'ın; kuvvet komutanları ile birlikte olay yerini incelemeye gitmesidir.

Yaşar Büyükanıt daha önce ne zaman bir bombalama olayı sonrasında ordunun varlığını hissettirmişti hatırlıyor musunuz?

HSBC bombalamaları sonrasında; medya kadrajına sokulmasa da,
1. Ordudan bazı birimler hemen olay yerine sevkedilmişti.

1. ordunun o dönemki komutanı kimdi? Yaşar Büyükanıt.

Kendisi Ulus'taki bomba olayı sonrasında olay yerinde yaptığı inceleme ve "bu olay organize bir terör eylemi" mesajı ile bu saldırının askeri bir saldırı olduğunu gördüklerini mesajını karşı tarafa iletmiş oldu.

Patlayıcı C-4; 404'ün ilk dördü.

En az bir tane daha var.

Yaşar Paşa; başka büyük şehirlerde de olabilir derken bu ikinci 4'ü kastetti.

Kerkük senaryosu derinleşiyor sevgili okur.

Türkiye'nin "müttefikleri" ile ilişkilerini Türkiye aleyhine gittikçe derinleştirecek Kerkük ve Nükleer Enerji rotalarının birilerini; Türkiye'yi yönetenleri rahatsız ettiğinden daha fazla rahatsız ettiği anlaşılıyor.

Bombaların kaynağını doğru tespit eden Yaşar Paşa'nın; bu tahrike kapılmamasını ve yaşadığımız ikonik terör çağında Ulus'taki bombayı çok daha derinlikli okumasını umut ediyoruz.

Ve Bilderbergcilere ufak bir notumuz var:

"Yaşar Paşa'nın kasettiği ikinci bombayı ciddiye alsanız iyi edersiniz"

Ne olur ne olmaz. Ulus'taki gariban öldüğü ile kalır; sizsiz bu dünya ne yapar!


(Not : Yazının başlığındaki ikonik terör kavramı ile neyi kasettiğimizi merak edenleri, 26 Temmuz 2005 yılında kaleme aldığımız ;
"İkonik Terör döneminde Uluslararası Koloni Yaratma Sanatı"
başlıklı Jeo-Kritik raporunu okumaya davet ediyoruz)


B.G.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

ERGENÇ

EREĞLİ(Konya) GENÇLERİNİN BULUŞMA ADRESİ

Son Yorumlar

İçimdekiler

Ana Sayfa
Kimlik
Öncekiler
Elmek
KAHRAMAN ORDUMUZ

Bakalım

Biz Bize

derin
hamitakcay
ibnarabi
sufikalbi
pcard
mustafa nazif
baska
ivriz
Ahmet KOÇAK
ereglim
oguzhangencer
kerkukunsesi
Blogcu Yardım
genocide
hukuksal
topbaserhan
benyaziyorum
benyaziyorumsiyaset
haberciteam
koookle
benyaziyorumflashheader
bassullumuhasebe
ersancaktar
hamithankocak
alialimturk